Kestane şekeri yemin ederim çok güzel. Ailemle beraber yiyeyim diye Bursa terminalinden aldığım kestane şekerini aldığım dakika açıp dolma parmaklarımla kutudan bir tane ağzıma atmıyor muyum o kestane şekerinin haysiyetsizce ağzımdaki hezeyanı yok mu insanı çileden çıkartır. Çiğnemiyorsun bile o dil ve damakla buluştuğu zaman suya değmiş pamuk gibi kendini lezzetin çılgın kollarına bırakıyor. Yemin olsun canım çekti. Ama ben de az çekmedim lan. Bir laf var ya insanlar plan yapar ve Tanrı gülümser harbiden öyle. Bayılıyoruz büyük konuşmalara, kendimizden emin olmalara, başkalarını kınamaya. Sonra bir bakıyoruz ki hayatta izlemem dediğimiz filmlerin başrolündeyiz. Akrebe sarıldığım zamanlar oldu, biliyorum çünkü tutardım. Bazen her baktığımda aynı yerde duran it bazen oluyor ki suya karışıyor, akıp gidiyor. Çok bir şey beklemiyorsun, mutlu olduğunda akrebi tutmak yavru bir kediye sarılmaktan farksız geliyor. Akrep efendiydi daha önceleri, sadece olması gerektiği gibiydi. Ben tutmaya çalıştıkça zehrini boşaltmaktansa daha da hızlandı. Akrebe sebep olana yelkovanı tutmasını söyledim. Sonra baktım ki ne ben akrebi tutabiliyorum ne de o yelkovanı. Bırakıveriyorsun olduğu gibi. Ardında kalan gülümsemeler tuvaletten çıkan kızın sıradakine gülümsemesi gibi anlamsız. Ne yani çok güzel sıçtım içeri gir de gör ebenin damını gülüşü mü o? Anca öyle boş gülümsüyorsun işte. Ağzına attığın şekerin patlayan şeker olduğunu fark ettiğinde ki şaşkın sırıtış mesela.
Mutlu olmayı bilene aslında hayat biraz daha kolay biraz daha güzel. Zurna gibi içmişsiniz, eve dönüşünüzde gün çoktan ağrımış. Üstünüzde leş gibi bir ağırlık, kıpırdayacak haliniz yok, don paça yatmışsınız yatağa, evde de kimsecikler yok. Sabah ağzınızdan akan salyalar yastık üzerinde derebeylik kurmuşken hafif çatallı bir ses "hadi bakalım başkan rafadan yımırtalarınız hazır" diye uyandırıverir sizi. Kalkıp sofraya oturduğunuzda bey babanın sizi mutlu etmiş olmanın yüzünde bıraktığı sakin tebessümü görürsünüz. Sonra "bak nutella da aldım" der bilir ki en sevdiğiniz tatlı Nutella'dır. Ama öyle "aslan oğlum sen seversin canım oğlum" falan modları yok. O hala baba, hala da ağır. Seviyor da anca öyle gösteriyor işte sevdiğini. Sonra annenin bıyık altından güldüğünü ve babanızı işaret ettiğini görürsünüz, o da fark etmiştir çünkü babanın o hınzır gülümsemelerini. Sonra diyorsun ki mutluluk nedir. O hınzır gülüştür işte. Ağzından çıkmayan "seni seviyorum"dur.
Sabah uyandığında üzerinde uyuyan kediyi uyandırmamak için kıpırdamadan yatan bir adamın aynı günün akşamında kediyi kucağına alıp kendi ekseni etrafında 10 tur attıktan sonra kediyi yere bırakıp kedinin o baş dönmesinin etkisiyle yampir yampir yürüyüşünü izliyor ve çığlıklı kahkahalar atıyor olmasındaki ironi, tutarsızlığın bize has olduğunu göster miyor mu? (Bu arada akrep yok yelkovan yalan akan zaman değil vicdan) Küçükken babamın iş yerine gitmemin tek sebebi hemen iş yerinin yanındaki bakkalda babamın açık hesabı olması ve bakkalın çılgınlar gibi jilibona sahip olmasıydı. O zaman ne kolaydı lan mutlu olmak. Abimle beraber hileli taso yapardık, tasonun kenarlarını duvara sürtüp inceltince mahalledeki bütün bebelerin tasolarını kökmüştük. -Üniversiteyi kopyalarla bitirmem de çok şaşırtıcı değil bence- Uzaktan akrabam Fatih abinin bilgisayarı vardı ve hayatımda ilk defa bilgisayar görmüştüm. Bilgisayara yaklaşmamı bile yasaklamıştı annemler. Ben de her fırsat bulduğumda kapalı bilgisayarın space tuşuna basıp çılgın mutlu oluyordum bana sorsan nasa'dayım. Beynimin kıvrımlarına osurayım gerçi osursam tesiri yok tutsam götüm razı değil. Ayrıca ben kadınların ömrüne musallat olan iki satırlık adam. Selam. Ölü taklidi yapın da gideyim artık http://www.youtube.com/watch?v=uJFVTu2auJI
Prezidente?
11 Aralık 2012 Salı
12 Ağustos 2012 Pazar
Umarım Bir Delilik Yapmam
------
en iyi arkadaşım var. ismi erkan. her zaman yanımda. beni hiç bir zaman yalnız bırakmadı. ama onunla ne zaman konuşsam annem ağlıyor. annem hep ağlıyor. anneler mi hep ağlar yoksa kadınlar mı? bence kadınlar hep ağlıyor anneler de kadın oldukları için onlar da ağlıyor. bu tip çözümlemeleri kolay yapıyorum. ama erkan eğer bana yol göstermeseydi bunu yapamazdım. kedi var bizim. ismi recai. onun kuyruğunu çekince tırnakları olduğu için acıtıyor. onun için kedilerin kuyruğu çekilmez. belki uzaktan tekme atılır ama saldırırsan hızlı koş. tırnağı var. evde olunca çok sıkılıyorum komşu var bizim ismi elif onu seviyorum ama ona el yapınca baba dövüyor. ama annem iyi o hep ağlıyor. babam görmeden yapınca da kuşlar söylermiş babama yine dövüyor. kuşları recaiye veriyorum bende o zaman baba yine dövüyor. çözümü erkana danışmam lazım bence. o en iyisinden daha fazla iyisini bilir çünkü. (kendime not: elifi öp izin vermezse saçını kopar.) babam güçlü kafama vuruyor. hızlıda koşuyor. bence kendisi bir kaplan olabilir. çay içmek zor bir şey. hızlı içince dil haşlanır. yavaş içince soğur. içmemek bence en tatlısı. çay varsa kesme şeker de var, şekerleri ye çayı içme. kıtlama şeker seviyorum ben ama çaysız. babam sen büyüyünce at olacaksın diyor onu tam anlayamadım. ama kötü bir şey diyor gibi. belki de büyüyüp onu gezdirmemi istediği için olabilir. kivi diye bir şey getirdi annem patatesin saçlısı. döşü kıllı patates bence. diyarbakır patatesiymiş erkan öyle dedi. onu soyarak yemem gerekiyor yoksa hep saç. pis bir hayvan. öyle bir şey yemek istemiyorum ben. recai yesin onu. ama yersem de soyarak yemem lazım. ben jilibon seviyorum. jilibon bakkalda var. bakkal görmeden jilibon alırsan bakkal görür. o görmeden alsam görmez ama bakkal görüyor baba dövüyor. büyüyünce bakkal olurum sanırım. hep jilibon var, güzel meslek. ama çocuklar jilibon alırsa ben görmem. babaları dövmesin. ama erkan yese daha iyi olur. bakkaldan eve dönerken herkes bana bakıyor anneme sordum çok yakışıklı olduğum içinmiş. beni kıskanıyorlarmış.annem iyi. eve geldiğimde gülseren teyze vardı. başına bir şey doluyor bizim eve girince hemen açıyor neden anlamadım. ona pipimi gösterince hemen kaçtı. bunun işe yarayacağını erkan söyledi. gülseren teyze hep geliyordu. ama artık gelmiyor pek. recaiye de göstersem acaba o da gider mi? bunu erkana danışıp denemeliyim. recai gülseren teyzelere gitse keşke. recainin tırnağı da var. gülseren teyzenin bacağı da bence uygun. bugün doktor günüydü yine gittik ama hiç bir şey anlamadım. erkan da anlamadı. jilibonlar verdi doktor ama tatlı değil. yutuyosun suyla. onları yutunca erkan gelmiyor. onu çok özlüyorum en iyi arkadaşımdı. bazen yutmuyorum ama yuttum diyorum recaiye veriyorum. recai hastalandı. balık yerken gördüğümü söyledim. balığın kemikleri var recainin boğazına kaçmıştır. yoksa jilibondan bir şey olmaz. bana olmuyor çünkü. bence balık kemiğinden. balıklarda güzel değil ki kivi gibi anlamsız. kemikleri boğazıma girerse recai gibi olurum. ama jilibonları recai yesin erkan geri gelsin. jilibonları yemeyince geliyor. bir de erkanla konuşunca anne ağlıyor. anne iyi biri. ağlamasa keşke. recaiyle gülseren bi de baba ağlasa. ama anne ağlıyor. komşu elif de ağladı geçen gün. ona sarıldım kolları mor olmuş ağladı. halbuki sevdimdi. ama kedi kumuna kedi işermiş ben işemezmiş. annem dedi. sınıfta bana deli diyorlar onlar kendileri taksınlar huniyi. hem kötü bir şey yapmadım ki. çişimi avuçla içdim hem de sıcacıktı yüreği elimdeymiş gibi. bugün top oynadık ben kale direği oldum maçta. hiç topa vurulmadı. bir daha ki sefere top ben olacakmışım onu da anlamadım. çiş tuzluydu bi de. o önemli. geceleri tanrıyla konuşuyorum ama hiç cevap verdiğini görmedim. genel tavrı buymuş. annemi üzdüğüm için tanrı beni kedi yapsın istedim. annem kedi seviyor. belki o zaman beni daha çok severdi. hem de kuma ben işerdim recai işemezdi.
erkan geri geldi.
7 Ağustos 2012 Salı
Ego ve Yalnızlık
Ego ve Yalnızlık
ne yaman mücadele.. sadece ben mi böyle düşünüyorum ki? modern insanın en büyük problemi bu değil mi abi hepimiz yalnızlıktan kıvranmıyor muyuz, arkadaşlarımızın arasında, kalabalıkta bile yalnız hissetmiyor muyuz. ayrıca yalnızlığı daha iyi hissetmek için yatarken dizlerinizi karnınıza çekin. dozajı arttırmış olursunuz.
hepimiz birbirimizden o kadar soyutlamışız ki kendimizi hiç kimsenin ne söylediğini ne de söylemek istediğini veya ne hissettiğini anlamıyoruz. varsa yoksa bizim dünyamız bizim varlığımız ve egomuz. bu iletişim çağındaki iletişimsizlik bambaşka. empati kurmak git gide zorlaşıyor, varsa yoksa BEN gerisi teferruat. engin gençtan'ın bir kitabında altını çizdiğim bir yer vardı. "ortak değerlerin yerini, herkesin kendi normlarını ve değerlerini kendi bildiğince yaratma çabalarının alması, birbirimizi anlamamızı ve birbirimize ulaşabilmemizi git gide zorlaştırıyor. insanlar, birbirlerine kendi senaryoları doğrultusunda roller verip, karşılarındakilerden bu rolleri gerçekleştirmelerini bekler oldular. sonuç; düş kırıklıkları, kızgınlıklar ve kendimizden kaynaklandığını bir türlü kavrayamadığımız yalnızlık." yemin ederim tokat gibi yazmış adam. herkesin bir ben dünyası var ve öyle ağır ki.
maskelerimiz yok mu bir de? hissettiklerimizi saklamak zorunda değil miyiz? mesela birinden hoşlanmadığımızda veya tipini sevmediğimizde "ay nermin çok cenabet bir yüzün var, bence sen iğrenç pislik bir insansın" diyebilsek. bence harikulade olurdu. ya da çok iğrenç olurdu. güzel olurdu lan.
insanın hissettiklerini söyleyememesi kabus gibi bir şey. onun için yazı yazıyorum. gerçi yazdıklarımı yayınlayamıyorum ama yine de en azından söylemiş gibi hissediyorum. cemal'im süreya'm demiş ya " elimde olsa bir yasa çıkartırdım; sevgiler ertelenmeden, geciktirilmeden söylenecektir." evet abi ya. insan babasına annesine bile seni seviyorum derken korkuyor. ne güzel duygularımızı ne de kötü hislerimizi paylaşamıyoruz. iletişimsizlik ve ego sürüklemiyor mu bizi bu yalnızlığa?
egoyla yalnızlığın verdiği savaş ömürlüktür.
ego, ben mutluyum yalnızlığımla benim kimseye, hiç bir şeye ihtiyacım yok derken yalnızlık yalnız kalır.
yalnızlık, ben kalabalıklara karışmak istiyorum, gülen, temiz, iyi yüzler istiyorum derken ego bir katil olur, onları öldürür. onun kendisinden üstün, iyi, akıllı, zengin, güçlü vs. olanlarla işi yoktur, tahammül edemez. kendisinden zayıf olanı da kendine layık görmez ve yine yalnızlığa sarılır.
ve ego kazanır yalnızlık kaybeder.
vurulan yine insandır.
Etiketler:
benlik,
ego,
ego ve yalnızlık,
yalnız ego,
yalnızlık
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


