20 Mayıs 2013 Pazartesi

AYGAAAZ


Aygaz

Gözlerini gözlerime dikmiş.
Kaçırıyorum yine buluyor.
Sen bana dokunuyorsun! dedi.
Yüreğimde bir yerleri acıtıyorsun. Ama anlatılmaz güzellikte bir şey.
Tanrım bir şey olsa. Aygaz kamyonu filan geçse. Aniden ceviz iriliğinde dolu yağmaya başlasa. Bu romantik ortamın içine etse. Ne oldu bu kıza, neler söylüyor.
İyi ki varsın. İyi ki. Neye benziyor biliyor musun? Eskiden kaldığım yurtta camlar, içerisi dışarıdan gözükmesin diye beyaz yağlı boyayla boyanmıştı. O boya tabakasındaki küçücük bir delikten bakınca dışarıyı görüyordum ben. Hele baharda öyle güzel gözüküyordu ki. İşte seninle olmak, o bembeyaz ya da siyah şeyin ortasında küçücük bahara bakan deliği bulmak gibi.

İşi şamataya boğmalıyım, yoksa fena olacak. Bu havada hayatta dolu yağmaz. Aygaz kamyonunun filan geçeceği de yok. Kız resmen yerli film replikleri atıyor. Hayır, ben ters adamım inanıveririm, dökülürüm, aşık olurum, betonlara çakılırım, asıl benim canım acır. Yerli film. Oradan saçmalamalıyım muhabbette. En Ayhan Işık sesimi kullanarak hınzır bir ifadeyle ona Belgin Doruk, muamelesi çektim. Misilleme olarak Yeşilçam öykülerinin değişmez repliğini attım.
Bırak bu lafları, kaç para istiyorsun onu söyle? On bin, yirmi bin?
Esprime çok güldü. Güzeeel. Ardı arkasına zincirler, konuyu dağıtırım gülmesi bitince.
Bu da senin numaran dedi.
Zırhın delinsin istemiyorsun. Hesapta hiçbir şeyi ciddiye almıyorsun. Aslında sana göre hayat o kadar ciddi ve acıklı ki. Böyle numaralar yapmana gerek yok, koyver gitsin kendini!
Gözlerime anne anne bakıyordu.
Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da bayan dedim, Ayhan Işık sesimle. Dedim ama mümkün değil. Saatlerce bana inanılmaz sevgi sözcükleri sıraladı. Ben ise ona yerli filmlerin değişmez repliklerinden attım durdum.

Sırasıyla Necdet Tosun, Sami Hazinses, Cilalı İbo, Turist Ömer, Ediz Hun...
Hatta bir ara ayağa kalkıp:
AYGAAAZ diye bile bağırdım.
Sözünü ettiği yağlı boyadaki küçük delikten zırhımı açmasına asla izin vermedim. Yıkılmadım yavşamadım. Kendimi asla açmadım. Erkeklik gururuma değmesindi yağlı boya...
Korkulacak bir şey yok, dedi.
Ben sana ne yapabilirim?
Çok şey dedim.
Çok şey.
Derken kendi sesimi kullandığımı fark ettim. Hemen kendimi toparlayıp Ediz Hun, Ayhan Işık, Figüran Osman ve Erdal İnönü sesiyle ayrı ayrı üç kez...
Çok şey... demeye çalıştım.
Ama üçünde de kendi sesim çıktı.

Sonra...
Sonra yine yerli filmlerdeki gibi takvim yaprakları uçuştu. Ben onu hiç aramadım. Bir gün aklıma fena düştü, aradım. Aslında aramadım. Telefonu açtım. O alo, alo dedi, ben sustum. Aniden...
Susarken bile Ayhan Işık taklidi yapıyorsun! dedi.
Anlamıştı. Aslında belki de tek sorun, gerçekten anlamasıydı.
Ne fena değil mi? diye sürdürdü.
İnsan hep çok sevilsin diye uğraşır. Sevilince de ödü patlar!
Sustum...
Belki de sen haklısın. O zırh ne kadar kalın olursa, o kadar iyi ama artık arama olur mu? Ve sakın üzülme. O öyle nalet bir zırh ki, sen bile içeriden delemezsin.
Yine sessizlik.
Derken, Belgin Doruk gibi son cümlesini söyledi: 
Hesapta kendini koruyordun, ama yine acı çekiyorsun. Boşver. Ne diyorlardı? Gençsin unutursun.

Genç miydim, unutur muydum?
Telefonu kapadım...
Sokağın köşesinden, yırtınarak bir aygaz kamyonu geçip gitti...
AYGAAZ!

Atilla ATALAY

19 Mayıs 2013 Pazar

İşler pek yolunda gitmiyor bu ara

İşler pek yolunda gitmiyor bu ara.

Sigaranın bokunu çıkarttım sanırım, iki sigara içiyorum 2 fıs astım ilacı kullanıyorum. Annem bakmazken eşiğe basarak eve giriyorum. Daha önce de demiştim, eşik kutsal bir yer annem için, ne eve giren ne de çıkan basamaz. Ben basarım. En azından o görmezken basarım. Kutsal olan her şeye karşı gelme eğilimim var. Allah'tan korkuyorum ama. Sopası yok diyorlar. Bizim ortaokuldaki müdür yardımcısı Ayhan hocanın sopası vardı ama. Böyle elimizi açtırırdı önce sonra parmakları tek noktada birleştirir öyle vururdu. Hakikaten acıyordu ama acımıyormuş gibi gülüyordum daha çok sinir olsun diye. Ama Allah'ın sopası yok, onu kızdırmak da istemem. Ama annem eşiğe basınca çok kızıyor oğlum ya gözlerini öyle bir açıyor ki sanki domuz bağı yaptık kadını. Yapmam tabi oğlum annem çok tatlı. Ama Ayhan hoca değil. Öyle işte iki fıs sıkıyorum kendimi bir sonraki sigaraya adıyorum. Geçen gün sarma sigaranın ucunu kahveye bandırıp içmeye çalıştım ama yanmadı, kurusun diye bekledim kurumadı. Attım ama üzüldüm, el emeği var çünkü. Annem de ona kızıyor işte el emeği diyor, günde kırk kez eşiği siliyorum basmasana köpek diyor. Köpek çok ağır laf onun için, çünkü annem çocukken köyde köpek saldırmış sonra amcası gelip köpeğin ağzını rendelemiş ama annem çok soğumuş köpeklerden. Benden de soğuyor işte eşiğe basınca. Bir de yıllar evvel evde telefonla konuşuyorum işle ilgili, dedim ki "onları scanleyip bana gönder, ben hallederim gerisini" kapattım telefonu ama annem çok kırıldı. Oğlum dedi koca adam oldum sikenli mikenli konuşuyorsun. Anne dedim şakaysa hiç komik değil ciddiyse çok komik. Ona da alındı. Anlattım durumu ama o hala eşik titizliğinde yaklaşıyor konuya.

İşler pek yolunda gitmiyor.

Sürekli birini bekleme hali var üzerimde çok saçma. Bugün deniz kenarında arkadaşımı bekliyorum, sigaramı yaktım. Arkadaşım geldi sonra. Garibime gitti. Ben uzun zamandır birini bekler haldeyim. Çok tarif edilesi bir şey değil. Ofiste çalışıyorum gece 11 olmuş ama içimde garip bir huzursuzluk, şimdi gelir diyor. Özlememem gerekenleri özlüyorum çünkü. Ayrılık acıya yakın unutmak kasvete. Onun için mi bekliyorum bilmiyorum ki. İşin kötüsü ben hiçbir şeyi unutmam. Hakikaten unutmam. 3 yaşımda sünnet olmak için hastaneye gittiğimde doktorun hadi gel bir fotoğraf çekelim deyip de burnuma narkozu nasıl dayadığını bile hatırlıyorum. Ama insanlar çok kolay yargılıyor yine de kızmıyorum. Hayatımda gördüğüm en iğrenç yaratık insan çünkü. Ağbi yapma be unut gitsin.

Oğlum ben kimseyi unutamadım. Hayatıma giren hiç kimseyi unutamadım. Yolda sigaramı yakmak için çakmak istedim bir adamdan, çakmağı geri verdim teşekkür edip sonra düşündüm vay be dedim, adam bana çakmağını verdi ama bir daha onu göremeyeceğim. Ebenin örekesi! Ne yabacağdın? Eve mi götüreceğdin adamı? Yok işte benim hayatıma giren insanlar kıymetli. Özlüyorum öyle. Bir de ilkokul hocama öreke ne demek diye sormuştum, o konuya henüz gelmedik deyip konuyu değiştirmişti. Yine de çakmak veren ağbi iyi biriydi bence. Ama bizim Osman öyle değil, ne zaman ondan çakmak istesem "sana bi çakmak lağzım ho ho ho" diyor. Komik gibi ama değil, koca adamsın sonuçta, göbek deliğindeki pamukçukları biriktirsek kaç yastık dolardı ayı adam. Onun için bana unut demeyin, umut deyin, o güzel. Ama ben işte hiçbir şeyi umutmuyorum. Ayrıca sabah tartıldım sonra sıçıp tekrar tartıldım 900 gram oynadı, ateistler bunu nah açıklar. Babam açıkladı ama. Manda gibi yersen öyle olur dedi. Bu arada babamın çok sağlam kroşesi varlan. Annemin bileziklerini bulmuştum lisedeyken, gittim 2-3 tane bozdurdum. Bizim çocukları topladım leş birahanelerde iğrenç günler geçirdik. Ama nasıl popülerim, çocuklar o ara aşırı sevdi beni. İşte en son o zaman hatırlıyorum çok sevildiğimi. Piç kuruları!
Aradan 2 yıl falan geçti, annem dedi ki bu bilezikler de eksik var. Ben de bir rehavete kapıldım, nasılsa üzerinden çok zaman geçmiş biz o bilezikleri küsküye boğalı. Nasılsa bir şey demezler diye anneme biz oradan azcık yedik bizim çocuklarla diyiverdim. Çenemden kütürt diye ses geldi. Çok garip lan ama sadece ses duydum. Bildiğiniz üzre kafam çok büyük ve ağır olduğu için, sadece çenem yerinden çıkıp tekrar yerine oturdu, sonra acı hissetmeye başladım. Babama döndüm baktım sanki yumruğu atan o değil, çorbasını kaşıklamaya devam ediyor. Ne ara vurdun ne ara toparlandın oğlum ya. Hızlı vuruyor. Kulağını da çek joker, dibine dibine.

İşler iyi değil işte.

Kendi kendine konuşan insanların yadırganmadığı bir yerde yaşamak istiyorum. Ben sohbet ediyorum çünkü, kendime hal hatır soruyorum, aksileşiyorum bazen. İtle köpekle muhatap olma diyorum. Ara ara dua ediyorum, spam'e düşüyor gibi geliyor. Sabrediyorum. Anneme ne sorsam hayırlısı oğlum diyor. Eşiğe basınca hayırlısı buymuş demiyor ama. Annemin acı eşiği de çok düşük bu arada, doktor söyledi. Kesin o eşiği de sile sile inceltip parlatmıştır. Süt kutularını, kola şişelerini bile yıkıyor dolaba koymadan. Geçen gün this is sparta diyip poposuna hafifçe tekme attım gram gülmedi. Pis ayağını üstüme sürme ayı dedi sadece.
Çok yorgunum be abi. Bugün gittiğim yerde barbekü sosuna 5 tl verdim. Çünkü barbekü sosu var mı dediğimde evet ama ücrete tabii dedi. Aslında çok da sevmem barbekü sosunu ama ücrete tabii dedi ya amaan o zaman kalsın desem "aaay pis fakirler bağcılar çocukları it oğlu itler siktirin gidin bu mekandan" diyecekler gibi geldi. Olgun gibi görünüyorum ama değil, bence saçma 5 tl sosa vermek. Niye tamam kalsın diyemedim ki. Param da yok bu ara. Burak var ama. O gizli polis. Ajan gibi. Parası var onun, her gün maaşını ıslatıyoruz bana mısın demiyor. Kredi kartı ekstresi gelince azcık köpürüyor ertesi gün ıslatmaya devam. Sırılsıklam oldu ama sesi çıkmıyor. Oğlum biz de olsa biz de veririz (vermeyiz) lafı olmaz aramızda (olur) hadi bi kebap yiyek <3
Barbeküye 5 tl nedir oğlum ya. Elma dilim patatesin var, mayonez, ketçap ve hardal var, paşam barbekü sos istiyor. Hayır da diyemiyor. Niye? Çünkü hala olmamış adam. Tam olmamış yani. Annem de bi kez demişti seni yapamamışız diye. Yaman şakacıymışsın delikanlı dedim ama harbi güzel koydu. 2 bilezik için de babam çeneme vurmuştu. Barbekü yemeyeceğim oğlum bir daha. Burger King'de bedava olursa yerim, bazen 25 kuruş istiyorlar ona bile uyuz oluyorum. İnsanın kendine yenilmesi kötü. Tamam kalsın diyemediğim için Burak'ın maaşı bir kuple daha ıslandı bugün. Özlediğim insanlara da özledim diyemiyorum mesela, o da saçma. Ne var ki mesela arayıp söylesem. Veya çakmak istediğim adama ayrılırken seni özleyeceğim deseydim? Gülmeyin, bence komik değil. Adam karşılıksız uzattı oğlum, parasız yani, bedava. Babam vermiyorlan çakmağını. Gazını bitirme ayı diyor. Adamcağız gaz hesabı bile yapmadı. Özlüyor işte insan. Bir de mesela görüşmek istediğin insanlar oluyor, sonra bi yanlış anlaşılma korkusu, sonra ya hayır işim var derse endişesi. Görüşemiyorsun. Mesela bi gün yüzsüzlük yapıp galata kulesinin altında 3 tatlı insanla tanıştım, muhabbet ettik, midye yedik, bira almaya gidecektim içlerinden biri birasını verdi bana, öyle güzel güzel konuştuk 3-4 saat. Sonra bi daha denk gelmedik. Göresim geliyor, ama barbeküye hayır diyememek gibi hadi gelin la sizi bi görem diyememek. Benim söylediklerim söyleyemediklerim yanında bir hiç. Çünkü unutmuyorum oğlum işte. Bi boku unutamıyorum. Sonra yapma beee aağbi unut gitsin. Siktirlan!

Barbekü çok lezzetsizdi.